14 Temmuz 2014 Pazartesi

Sizin Motivasyonunuz Ne? #2

Okuma maratonumuzdaki 2. kitabımız 



Koşmasaydım Yazamazdım
Haruki Murakami

Bu kitabı da e-kitap olarak okudum. Aslında kitabın başlarında ben mi kitabı okudum yoksa kitap mı beni okudu bilemiyorum. Daha sonrasında ise kitabı okumak benim için bir arayışa dönüştü. Bende kendimi aradım bu sayfalarda.
Kitabın arka kapağında bizim için şunlar yazıyor:

"Murakami Bey, insan sizin gibi sağlıklı bir yaşam sürünce zamanla roman yazamaz hale gelmez mi?”

Arada sırada insanlar bu soruyu sorar bana. Roman yazmak, sağlıksız bir 
eylem; yazar olan kişi de sağlıklı olmak dediğimiz çemberden uzak bir yerde, mümkün olduğunca sağlıklı denemeyecek bir yaşam sürmek zorundaymış gibi. 

Biz roman yazmaya çalıştığımızda, insanlığın temelinde bulunan zehir gibi bir şeyi istemesek de çekip çıkarır, görünür kılarız. Yazarlar az çok bu zehre maruz kalır. Bu zehir işin içine girmediği sürece, gerçek anlamda yaratıcılık 
eylemi ortaya konulamaz çünkü (tuhaf bir benzetmeyle söyleyeceğim
ama balonbalığının zehirli kısmının aynı zamanda en lezzetli kısmı olmasıyla tıpatıp benzeyen bir durum galiba). Ama gerçekten sağlıksız olan şeylerle uğraşmak için insan mümkün olduğunca sağlıklı olmak zorundadır. Bu, benim tezim. Yani sağlıksız bir ruh bile, yine sağlıklı bir vücuda gereksinim duyar. İşte bu yüzden, böyle biri sanatçı olamaz, dense bile ben koşmaya 
devam ediyorum.

Haruki Murakami’den bir tutku olarak koşmak ve bu tutkuyla terbiye edilen yazma eylemi üzerine eşsiz bir metin... Koşmasaydım Yazamazdım kendini “utangaç biri” olarak tanımlayan yazarın belki de en kişisel kitabı.

Kitabın başlığı yazarın çok sevdiği başka bir yazarın öykü derlemesi kitabından esinlenilmiş.( Bu bahsettiğim yazar Raymond Carver- What We Talk About When We Talk About Love) ( Koşmasaydım yazamadım kitabının orijinal ismi Hashiru koto ni tsuite kataru toki ni boku no kataru koto, ingilizce ismi de What I Talk About When I Talk About Running)
 Ve kitap 169 sayfa.

Bu kitabı okurken zorlanmadım diyemem çünkü bu tarz kitapları okumayı oldum olası sevmemişimdir. Okumaya başlamış olmak benim için bitirme zorunluluğu getirdiğinden bende bitirdim. Kitabın sonlarına doğru okumayı istiyordum onu da itiraf etmem gerek.

Kitabın sonunda kendimi bulmadım elbet ama kendimi bulmaya bir adım daha attım.

İyi okumalar...


12 Temmuz 2014 Cumartesi

Okuma Maratonu Başlasın #1

Bu biraz geç kalmış bir yazı olabilir ama geç olsun güç olmasın demişler. Yaz başladığından beri (ki benim için 20 haziranda başladı) yapmak istediğim bolca dinlenmek,bolca kitap okumak ve  oyun oynamak. (oyundan kastımda League of Legends)
Hazır Ramazan ayındayken ve bolca zamanım varken bu zamanı değerlendirmek için kendimi kitaplara vurdum. Okudukça da sizinle paylaşmak istedim.

İlk olarak;

Kristen HARMEL 

Gökyüzünde Yıldızlar Parladıkça kitabını sizinle paylaşmak istiyorum.

Bu kitabı e-kitap şeklinde okuduğum için elimde kendi çektiğim bir fotoğraf yok bu yüzden kusura bakmayın.
Gelelim kitap hakkındaki düşüncelerime. Kitap sürükleyici, kısmen akıcı bir dili var. 2 ya da 3 günde bitirmiştim. Ben severek okudum.
Kitabın arka kapağında ise şunlar yazıyor.
" Umuda her zaman açık bir kapı bırak.
Küçük, sevimli pastanesinde dünyanın en leziz turtalarını satarak insanları mutlu eden Hope, güçlü görüntüsünün ardında kırılgan kalbi olan bir kadındır. Kızı ve büyükannesiyle  çevrili küçük dünyası, bir gün kendisinden istenen son bir dilekle tamamen değişir.

Ona verilen bir isim listesiyle Amerika'dan büyülü şehir Paris'e doğru yola çıkan Hope, bu sayede büyükannesinin Nazi kamplarında yitirdiği geçmişinin izlerinde duygu yüklü bir gezintiye başlar. Anılarında kaybolmuş bu yüzleri tekrar görebilmek umuduyla hayata sımsıkı sarılan bu güçlü kadının başından geçenleri okumak, insanı mucizelerin yaşamın büyülü parçaları olduğuna inandırıyor. "


Sayfa sayısını merak edenler içinde kitap 505 sayfa.

Bunun yanı sıra benim bu kitapta hoşuma giden bir diğer şeyde kitabın içinde küçük kek ve turta tarifleri olması. Ramazandan sonra denemeyi bile düşünüyorum.

İyi okumalar...


5 Ekim 2013 Cumartesi

Öğrenci İnsan Ne Yer? #9 (Peynirli Yumurta)


Öğrenci olabiliriz ama kahvaltımıza dikkat etmemiz şart. Ben ikinci öğretim olduğum için bu cümleyi söylemem çok daha rahat oluyor. Normal öğretimdeki arkadaşlarım için ise aynı şey söz konusu değil.

Ancak hepimizin hafta sonları var ve bu hafta sonlarında güzel bir kahvaltıyı hepimiz hak ediyoruz. :)

Bizde ev arkadaşımla bu görmüş olduğunuz kahvaltıyı yaptık. 

Çayıyla, zeytiniyle, peyniriyle,balıyla, kahvaltılık sosu ve peynirli yumurtasıyla (omlet de diyebilirsiniz) bir kahvaltı yaptık.

Peynirli yumurtamızı ezine peynirinden yaptık. Peynir bir güzel eridi yumurtayla da buluşunca enfes bir tat oldu. 

Bu güzel hafta sonunda dener ve sevdiklerinizle afiyetle yersiniz umarım.

Afiyet Olsun :)

3 Ekim 2013 Perşembe

Neutrogena Visibly Clear Pink Grapefruit


Bu günlük peeling jeli çok severek ve isteyerek almıştım. Yarısına kadar da kullandım. Her seferinde yüzümde bir tane sivilce çıkıyordu. Bir tane fazla değil. Önceleri hava değişikliğindendir, strestendir diye düşünüp başka şeylerde suç aramıştım ama suç bundaymış.

Bunu jeli ilk aldığımda final dönemimdeydim. Benim de 1-2 dersten sıkıntım vardı. Bu jeli ne zaman kullansam bak yine sivilcem çıkmış şimdi fark ettim stresten herhalde diye düşünüp kullanmaya devam ettim. O derslerin yükünden de kurtulunca hiç bir sıkıntım kalmamışken sivilceler hala devam ediyordu. Bende yüzümde kullandığım ürünleri durdum ve bir suçluyu buldum.

Neden böyle olduğunu bilmiyorum ama bir arkadaşımda da aynı sorun olmuş. Bende " Eskişehir' de bizimle değilsin" dedim ve Ankara'da yollarımızı ayırdık. Anneme bol şans.

Bu noktada size bir sorum olacak. Sizde bu jeli alıp kullanamayanlardan mısınız? Yoksa severek mi kullandınız? Bende neden böyle bir şey yapmış olabilir?

Şimdiden teşekkürler. :)

1 Ekim 2013 Salı

Öğrenci İnsan Ne Yer # 8 (Ton Balıklı Makarna)



Ailenizin yanındayken öğrenci olduğunuzu unutuyorsunuz. Sizi bir bebek gibi karşılıyorlar. Tekrar gideceğiniz gün gelene kadar yeniden bir çocuk oluyorsunuz. Yazın yemek yaptım ama bunların hiç biri öğrenci yemeği değildi. Geri döneme son bir hafta kala öğrenci evinde sağlıklı ne yiyebilirim ya da canım çektiğinde ne yapsam diye düşündüm durdum. 

Öğrenci evinde insanın canı başka zaman hiç yemediği şeyler çeker. Balık, karnıbahar ( Nasıl oldu bende anlamadım ama çekti işte)... Bu liste uzar gider. Bende hem deneme sürümü olsun hemde insanların tepkisi nasıl olur diye düşünerek Ankara' da yaptım ve alıcıya sundum. Çok tutuldu 2 günde bir yedik. 

Karşınızda Tuğçe Usulü

Ton Balıklı Makarna

Malzemelerimiz ;
  1. 1 kutu ton balığı
  2. Salatalık Turşusu
  3. Mısır
  4. İstediğiniz çeşit bir makarna
  5. Mayonez
  6. Yoğurt
  7. Tuz, karabiber
  8. Limon
Ton balığı, doğranmış turşu, mısır (ve balığa yakıştırdığınız hangi garnitür varsa) karıştırıp içine mayonez ve yoğurt koyuyoruz. Yoğurdu mümkünse susuz ve katı olması daha iyi oluyor çünkü. İçine tuz, karabiber ve bir kaç damla limon suyu katıyoruz. En son haşlanmış makarnayı da ekleyip karıştırıyoruz.

Burada önemli bir nokta var makarnayı ılık koyduğunuz zaman ton balığının yağını yumuşatıyor ve yerken hissetmiyorsunuz ama soğuduktan sonra o yağı tekrar hissetmeye başlıyorsunuz. Hala bu kısım için bir çözüm aramaktayım.

Umarım yapar ve yersiniz ve beğenirsin. Görüşmek üzere.

Afiyet Olsun :)

29 Eylül 2013 Pazar

Bitirdiklerim #6


Oldukça uzun bir aradan sonra yine karşınızdayım. Bu ara çok uzun oldu çünkü yorucu geçen bir kış döneminin ardından bütün yazı kendime ayırmak istedim. Ayırdım da çok da iyi oldu. :)

Kendimi dinlendirme sürecinde Ankara' da bitirdiğim bir kaç ürünü zaten sizinle paylaşmıştım. Bunlarda o yazıdan sonra ailecek kullandığımız ve bitirdiğimiz ürünler gibi bir şey oldu. Eskişehir' e gelmeden de onlarında resmini çektim şimdi ise yazısını yazıyorum.

Bitirdiğimiz ürünler kabaca bunlar. Neler olduğuna ise daha detaylı bakalım.


Pantene Normal ve Kalın Telli Saçlar İçin :  Eve taşındığımızda acilen alınmış bir şampuandı. Belli bir yere kadar kullandık ama dibinde 1 parmak şampuanla öylece duruyordu. Bende kullanayım bitsin gitsin artık dedim. Zaten saç tipime göre bir şampuan değildi. Ne kadar doğru yorum yapabilirim emin değilim. Onun için yorum yapmıyorum.

Blendax Bitki Özlü : Daha önce bitenler yazılarıma baktıysanız bu şampuanı görmüşsünüzdür. Annemde bu şampuanı kullanıyor. Bende Ankara' da ona ortak çıktığım için beraberce bitirdik. 

Schwarzkopf Glıss Sıvı Saç Kremi : Bu saç kremlerinin hemen hemen her çeşidini (boyalı saçlar için olanı hariç) hepsini kullandım. Saçlarım ince telli ve çok çabuk dolaşıyor. Tek kurtarıcım bu sıvı kremler oldu onlar olmasa saçlarımı asla tarayamam sanırım.

Loreal Saç Kremi : Aslında loreal saç kremi değil loreal boyasının saç kremi. Annem saçlarını boyadı bende kremini kullandım. Saçları yumuşacık yapıyor annem bu boyadan kullandıkça bende Ankara'ya gittikçe kullanırım artık.


Watsons Body Scrub : Bunu bitireyim diye Ankara'ya götürdüm orada da bitiremedim kalanıyla fotoğrafı çekip bitirsin diye anneme bıraktım. Kokusu bana göre fena değildi ama herkes sevmeyebilir. İçinde küçük tanecikleri vardı o hoşuma gitmişti temizleme kısmındaki düşüncelerimi de ne yazık ki hatırlayamıyorum.

Avon Naturals Body Spray: Her zamanki çilek ve guavalı olandan yarısını Eskişehir' de yarısını da Ankara' da kullandım. Kokusu çok kalıcı değil ama duştan sonra güzel oluyor.

Avon Little Black Dress Body Spray: Bu parfümün kokusunu hiç sevmiyorum. Çilekli vücut spreyim bitince hazır var bari bitireyim diye bitirdim. Kendimce önermem ama bu kokuyu çok seven insanlar da tanıyorum. Parfümünü beğeniyorsanız vücut spreyini de beğenirsiniz.

Nivea Pudrasız Roll-on Deodorant : bu deodoranta bayıldım . Kokusu çok güzel. İçinde aliminyum yok ( ki bu en büyük artısı). Bu hangisiydi onu hatırlamıyorum ama annemle bunu paylaşamadık.


Sensodyne Çok Yönlü Koruma : Bu diş macununu ailecek bitirdik. Eskişehir' de ki de sonuna yaklaştı yakında oda biter. 

İşte ben sonbahara, kışa, yeni bir döneme başlama hazırlıkları içerisindeyken el birliği ile bunları bitirdik. 

Bu uzun ara için lütfen beni affedin artık geri döneceğim. Umarım hoşunuza gitmiştir. Görüşmek üzere.

30 Temmuz 2013 Salı

Bitirdiklerim #5



Oldukça uzun bir ara oldu benim için. Okul stresi bitti bitecek derken çıkan aksilikler, Ankara'ya gelişim, ramazan... Derken oluşan uzun bir listem var. Ama bunlarla kafa ütülemek istemiyorum.

Bu yaz sıcaktan mı üşengeçlikten mi hiç bir şey kullanamıyorum haliyle bitiremiyorum. Hadi o da bitsin hadi bu da bitsin derken anca Ankara'da bunları biriktirebildim. ( Bazıları kullanılmadan atıldı) Bu kadar uzun bir aranın ardından uzunca bir yazı yazmayacağım yavaş yavaş alıştıralım kendimizi değil mi? 

İşte (zar zor) bitenler :
1. Flormar Hand&Body Cream Mango : Mangoya bayılıyorum. Bu krem de çok güzel koktuğu için almıştım. Severek de kulandım gerçi. Bitirmemde uzun sürdü ama bitti.

2. Shining Stars Sparkling Pear Body Wash : Bu duş jeli bana Amerika' da ki kuzenim tarafından hediye olarak getirilmişti. İlk getirdiğinde kullanmaya kıyamadım. Kullanayım da bitsin diye açtım. Hüsranla karşılaştım çünkü ya ben beklettiğimden ya da gerçekten öyle kokuyordu tam olarak hangisi bilemiyorum ama bu duş jeli bildiğiniz arap sabunu kokuyor. Yanlış duymadınız. Arap sabunu. Üstüne üstlük duş jeli demeye bin şahit ister. Bende atmak zorunda kaldım. Pişman değilim.

3. Nivea Dry Comfort : Pudrasız koltuk altı roll-on 'undan nefret ettim. Bu kadar berbat kokan bir deodorant olamaz. Zar zor annemle beraber iğrene iğrene kullanarak bitirdik. Pudrasız ama pudra kokuyor o çelişkiyi de anlamadım da neyse. (Not : bu yazıyı yazarken içindekilere biraz göz gezdirdim. LÜTFEN BU ÜRÜNDEN KAÇIN.)

4. Avon Solutions Hydra Radiance Day : Yazın cildim pul pul olup dökülme yapıyor. Bunu en iyi engelleyen kremde bu çıktı. 2. kavanozumu da aldım. Severek kullandım. 

5. La Maxima Paris Lip Balm : THY uçuşlarda verdiği uyku gözlüğü, çorap diş macunu çantasından çıkan bir dudak koruyucusuydu. 4-5 tane daha da var aslında ama buna ne olduğunu bilmiyorum. Kokusu değişti rengi değişti bir garip oldu bende attım.

6. Melissa Aseton : Bu aseton biraz elleri kurutuyor ama yine de ojeyi iyi çıkarıyor. Ardından nemlendirici kremini kullandıktan sonra bu sorun kalmıyor. Alıp deneyebilirsiniz.

7. Nivea Visage Young Wash Off : Bu yüz temizleme jelini çok önceden almıştım severek de kullanmıştım ama daha sonra yerine yenileri alınınca bu bir köşede beklemeye başladı. Geçenlerde elim gitti ama kullanım ömrünün bittiğini görünce korktum.İçinde bir parmak kadar kalmıştı. Onu atmak zorunda kaldım. Kir ve yağdan arınmış temiz ve taze bir cilt için yazıyor kutusunda. Bence de öyle. Ben çok severek kullanmıştım.

8. Avon Pure O2 : Çiçeksi güzel bir parfüm. Severek kullandım devamı da var .

Uzun bir yazı olmasın istedim ama yine uzun oldu. İşte acısıyla tatlısıyla ite kaka bitirdiğim ürünler bunlar. Ben bir şeyleri bitirebilene kadar...

Kendinize iyi bakın  :)


27 Mayıs 2013 Pazartesi

Öğrenci İnsan Ne Yer #7 (Semizotu Salatası)



Öğrenciyiz die sağlığımızı önemsemiyor değiliz. Çiğ sebzeyi yiyebilenlerimiz için geliyor bu tarif.
İşte karşınızda SEMİZOTU SALATASI.
 Malzemelerimiz semizotu,yoğurt ve tuz. Yemek için aldığımız semizotlarının en taze en küçük yapraklarını ayırıyoruz. Çırptığımız yoğurdun içine biraz tuz ekleyim semizotlarımızı katıyoruz. Karıştırıp tabağımıza alıyoruz. 
Yemek yapan öğrenci arkadaşlarıma gelsin bu basit, sağlıklı tarif. Sadece bu salatayı bile yemek niyetine yiyebilirsiniz çünkü çok doyurucu.

Afiyet Olsun :)

26 Mayıs 2013 Pazar

Bitirdiklerim #4


 Öncelikle  hepsine şöyle bir bakalım dedim. Bu bitsin, bu da bitsin derken aslında yazmaya değecek kadar biriktiğini farkettim. başladım fotoğraflarını çekmeye şimdi de size anlatıyorum. 


 Family : Bu ıslak mendili seviyorum günlük makyajımın kabasını almada çok işime yarıyor.
Apaks : Bu pamuklu çubukları bitirmedim aslında. Alırken farketmemişim ama kapağı yamukmuş açınca kapatamıyordunuz bende sinir olurum böyle şeylere başka kutuya aktardım bunu da atarken göstereyim dedim.


Parmex Sümbüllü : En sevdiğim aseton. Sümbüllü olması kokusunun daha yumuşak olmasını sağlıyor devamını aldım kullanıyorum.

Lavera : Yabangüllü bu yüz kremini daha önce de kullanmıştım. Kokusuna dayanamıyorum ama Eskişehir'in bu kreçli suları ellerimi mahvediyor. Bende ne krem varsa ellerime sürüyorum. O haliyle bile kokusuna dayanamıyorum.
Not: Bir şeyi yüzümde denemem çok zor çünkü yüzüm bazen alıştığı şeylere bile farklı tepkiler verebiliyor. Bu kremi onun için yüzüme sürmedim.


Avon Super Magnify : Resimde üstte gördüğünüz bu rimeli çok seviyorum. Fırçası çok ince. Kirpiklerimi tarıyor. Yapıştırmıyor. Severek kullandım bitti.

Avon Super Shock : Alttaki bu maskaranında fırçası tam tersine kalın ama fırça ucları ince ve oda istediğim tarama işlemini iyi yapıyor. Bu iki rimeli de çok seviyorum. Severek kullandım hatta bir tane de aldım.

  
  
Schwarzkopf Glıss : Kuru ve yıpranmış saçlar için olan bu sprey saçlarımı çok kolay taramamı sağlıyordu. Saçlarımı yumuşacık yapıyordu. Hatta bu bitmeden gidip diğer çeşitlerini de almıştım. Kullanmaya devam ediyorum. Diğerleri bitince bundan bir tane daha alabilirim.

Avon Naturals :  Çilek ve guava'lı vücut spreyi. Bu spreyden daha önce de bahsetmiştim. Her bitenler yazımda bunu görmek istemezsenin de sadece fotoğrafını koyar hiç bir şey yazmam diye düşünüyorum.


PARİS HİLTON SHEER : Hayatımın parfümü. Hatta bitmesinden korktuğum için bir dönem kullanmadım o_O. Sonra bozulacak korkusuyla tekrar kullanmaya başladım. -.- ve bitti...

Bu parfümü çok seviyorum. İlk fırsatta bulduğum yerde tekrar alacağım. Kokusuna gelince bu parfümün kokusunu objektif bir şekilde anlatamayacağım için siz en iyisimi bu parfümü kendiniz koklayın.

İşte uzun bir aradan sonra bütün bitirdiklerim bunlar. Bitmesi çok az kalmış ürünlerim de var. 
Onlar bitince yeni bir bitenler yazısında görüşmek üzere.

Kendinize iyi bakın :) 

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Ne Yiyemesek


SOSİS STİK
Size The Stik'erz ı ballandıra ballandıra anlattığımı biliyorum. Size bu sosis stikleride anlaymak istedim.

Sosis stik gördüğünüz gibi dışında ne olduğunu anlayamadığımız bir hamur var ve beraber kızartılıyorlar.(Sanırım) Evet farklı bir yemek çeşidi en azından alışık olduklarımızdan değil.


Bu stikin şöyle bir sorunu var. Dışındaki hamuru tuzlu olması gerekirken tatlı. Siz bunu içindeki sosis ile beraber yerken o iki aşırı tat farklılığı bir anda midenizi alt üst edebiliyor. İçindeki sosis dıştaki tatlı kekle sanki daha tuzluymuş gibi hissettiriyor. Bu arada dışındakine kek diyorum çünkü kek gibi. Yumuşaklığı, tadı...

Her şey iyi güzel de bu olmamış The Stik'erz. Umarım yetkililer beni burdan duyar .

NOT: Denemeyin demiyorum yiyecekseniz yemekten önce yiyin üzerine yemeğinizi yiyin diyorum.

5 Mayıs 2013 Pazar

Öğrenci İnsan Ne Yer # 6

THE STİK'ERZ


Modern dünyanın fast food'una karşı Türk usulü slow food.

Üzülerek söylemek isterim ki bu lezzetin tadına varabilmeniz için (en azından şimdilik) İstanbul veya Eskişehir' de olmanız gerekiyor. Ne yazık ki bu güzel yemeğin tek ulaşılabileceği noktalar bu şehirlerde var.

Gelelim bu Türk usulü yemeğin için de neler var.

1 bardak içinde sunuyorlar size yemeklerinizi. Izgarada köfte, et, tavuk bu bardakta servis ediliyor. Böyle olmasının nedeni yemek anlayışına farklı bir eğlence katmak. 


Benim en sevdiğim nokta da şu tam olarak Türk halkının isteklerine cevap veriyor. Izgaranın yanında pilav ve bazlama veriyor. Biz Türkler ekmek yemeden doymayız bunu hepimiz biliyoruz. The Stik'erz da görmezden gelmeyerek bu soruna böyle bir çözüm bulmuş.
 Fast food' a olan ihtiyacımızı da patates kızartmasıyla yatıştırıyor.


Yemek sepeti'nden sipariş verdiğinizde Happy Menü' sü de 5 lira ya olduğundan yanında da bunlar geliyor.
2 tane peynir stikz
2 tane patates stikz
2 tane sosis stikz
Patates kızartması.

Gelelim neden bu restoranı size anlatıyorum. Anlatıyorum çünkü denemenizi isterim. Anlatıyorum çünkü başka hiç bir restoran bu kadar parayla bu kadar doyacağınızı size garanti edemez.

Burger King'i severim ama aynı parayla oradan yemek yediğimde şişkinlik, buradan yediğimde ise doygunluk hissediyorum. Bunu yedirdiğim bütün arkadaşlarım da aynı fikirdeyse sanırım doğru kanıdayım diye düşünüyorum.

Bir kaç bilgi daha bu yazıyı yazarken The Stik'erz ı araştırdım. Kendisi bir Türk Markası. Dünya çapında yayılmak istediği için bu ismi kullanmakta.

Onunla ilgili istediğiniz bütün bilgileri buradan alabilirsiniz.

Öğrenci adam doymak istiyorsa gidip bunu yiyecek :)





4 Mayıs 2013 Cumartesi

Ev Yapımı Pizza


Evinizde yapabileceğiniz çok lezzetli ve bir o kadar kolay bir pizza.

Malzemeler;
  • 1 bazlama
  • Domates
  • Biber
  • Mantar
  • Peynir
  • Sucuk
  • Zeytin
  • ( Aslına bakarsanız siz pizzanızda ne isterseniz o var bu pizzanın içinde)
Sosu için ;
  • 1 çorba kaşığı salça
  • 1 su bardağı su
  • Tuz
  • Karabiber
  • 2 çorba kaşığı ketçap
Yapılışı: 

Sosumuzu bir bardak su ile hazırlayıp kenarda bekletiyoruz. Bazlamayı yatay biçimde ortadan ikiye ayırıp üzerine sosumuzu döküyoruz ve istediğimiz pizza malzemelerini çabuk pişenden yavaş pişene doğru sıralayıp en üstüne peynirimizi koyuyoruz. Fırında veya mikro dalga fırında pişirebilirsiniz. Biz pişirirken mikro dalga fırının ızgara kısmını da açtık hafif kızarsın diye.

Umarım dener ve beğenirsiniz.

Afiyet Olsun :)


1 Mayıs 2013 Çarşamba

Bitirdiklerim # 3


Genel olarak bitirdiklerime bakmak gerekirse bitirdiklerim bu şekilde.
  Ürünlerse şunlar;

Blendax Papatya Özlü Şampuanı: Kuru ve Yıpranmış saçlara özel bu şampuanı ben beğenmedim benim saçlarımda kepeklenme yaptı. Kesinlikle ve kesinlikle bir daha almam.

Dr. Angel Cosmetics Argan Yağı Özlü Şampuanı: Bu şampuanlar Lila Kutudan çıktı. Benim saçlarım uzun ve paketlerden çıkan şampuanı bir türlü saçıma yetiremedim ya da köpürmedi için mi öyle hissettim bilmiyorum ama ben özellikle alıp kullanmam.

Ilgaz Fuji Süngerli Aseton: Süngeri vardı ama asetonu yoktu daha doğrusu adam gibi ojeleri çıkarmıyordu. Önce bununla tırnağımdaki ojenin kabasını aldırıyordum (onu bile uğraştırıyordu) sonra telrar pamukla derinlemesine temizlik için tekrar vakit harcıyordum.

Avon Wish Of Love : Bu parfümü çok seviyorum baya kullandım. Yedekleri de dolabımda.

Avon Make Me Smile: Çok parfüm kullanıyormuşum gibi olmuş ama bu yazıyı yazmak için o Blendax şampuanın bitmesini beklediğim için böyle oldu. Bu parfümde yeni favorim onunda yedeği var :)

BioDeep Aseton : Bunun şişesini küçük olduğu için saklıyordum. Asetonunu çok önceden bitirmiştim zaten. Süngeri kullanılmaz hale gelen asetonları boşalttığım bir şişeydi. Oje çıkarmasından memnundum. Daha fazla süngerli aseton almayacağım için bu da çöpe gidebilir dedim ve atıyorum.

Rausch Şampuan: Bu şampuandan da beklediğim köpürme ve temizleme hissini bulamadım. Bu da Lila Kutudan çıkmıştı bu şampuanda.

Avon  ANEW Vitale Day Krem : Ben burada Avon satışı da yapıyorum. Avon bana bu yeni çıkardığı kremin deneme boyunu bana göndermişti. Kullandım bu kremi. Kokusu çok güzel yapısı çok yumuşak. Ama şu an böyle bir kreme ihtiyacım yok. Zamanı geldiğinde alacaklarım listesinde ama.

Benim kullanıp bitirebildiklerim ürünler bunlar. Aslına bakarsanız kullanmaktan pek zevk almadığım şeyler oldukları için sanırım bu bitirme işi bu kadar uzun sürdü. Yazısını da yazdım çöpe de gönderdim artık mutlu ve huzurluyum. 

Hadi bitirmeye devam edelim. :) 

23 Nisan 2013 Salı

Çekiliş Var

OjeBalonOje' nin yaptığı çok güzel bir çekiliş var. Ben hediyeleri çok beğendim size de öneririm :)

22 Nisan 2013 Pazartesi

Ben Yaptım

Annemin mutfağa girip saatler içinde 15 kişiye hazırladığı yemeklere, ikramlarına hastayım. Aslına bakarsanız her kızın hayali gibi bende öyle güzel yemekler yapabilmeyi annem gibi maharetli ve becerikli olmayı istiyorum. Dün 3 kişilik bir topluluk için mutfağa attım kendimi ve tatlı olarak bunu yaptım.


Bu kekin her şeyini ben yaptım . Hatta şöyle yaptım. Öncelikle 
Malzemeler:

Kek için :
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı süt
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilin
  • 3,5 su bardağı un
  • Kakao
  • 1,5 su bardağı şeker
Kreması :
  • 1 paket krem şanti
  • Damla çikolata
Üstü İçin :
  • Çikolata sosu
  • Nescafe
Yapılışı ;

3 yumurta ve şeker çırptım.. Hafif kabardıktan sonra içine sıvı malzemeleri koydum. Katı malzemeleri de elekten geçirerek kıvamını buluncaya kadar çırptım.

180 derecelik fırında pişirdim. Keki düz bir fırın tepsisinde ya da düz kek kalıbında pişirebilirsiniz. Kek piştikten sonra keki ortadan ikiye böldüm. Altta kalan kısmı nescafe ile ıslattım. İçine damla çikolata kattığım krem şantinin bir kısmını üzerine yaydım. Üst parçasını kapattım üstünden kahve döktüm ama tersinden de dökebilirsiniz. Kalan şantiyle bütün keki kapladım. 

Ve son dokunuş çikolata sosunu tepe noktasından akıttım. Çikolata sosunu verdiği tarife göre yaptım ama biraz daha akışkan yapabilirmişim. Daha güze akarmış.

Umarım denersiniz :)

Afiyet Olsun...

Not: Bu kız nasıl diyette demeyin benim doktorum her şeyi yememe izin veriyor. O pastadan sadece küçük bir dilim yedim :)

10 Nisan 2013 Çarşamba

Öğrenci İnsan Ne Yer #5

Evde yaşan öğrencinin vize zamanında annesi dayanamaz. Koşar gelir kuzusunun yanına :D. Ona güzel yemekler yapar.


Çorbasıyla, salatasıyla, pilavıyla yemeğiyle güzel, karnım tok sırtım pek gezdim bu 2 hafta. Gel gelelim her güzel şeyin bir sonu var derler. Annemin gitmesine 2 gün kaldı. Önümüzdeki hafta annem gitmiş olacak ve bizim için gerçek Öğrenci İnsan Ne Yer serüveni tam anlamıyla başlamış olacak.

Güzel ve sıcak yemekli bol sofralar dileğiyle görüşürüz :)

8 Nisan 2013 Pazartesi

Neler Aldım

Vize haftasında yapmam aslında böyle şeyler ama çarşıda işim vardı gelmişken Watsons 'a uğramazsam olmaz dedim. :)


1. Gliss Ultimate repair şampuan : Bir tek onu Watsons' tan almadım. 2 tanesi 11 liraydı ŞOK' ta kaçıramazdım.Çünkü durulanmayan saç kreminden çok memnunum.


2.Watsons Strawberry Body Scrub: 200 g 'lık bir ürün. Fiyatı 5,99 tl.


3. Parmex Aseton sümbül: Asetonum bitiyordu bende devamını aldım. Fiyatı 2,50 tl.
4. Alix Avien : Rengi resimde mavi çıkmış ama mavi değil. Yeşilin bir tonu tam olarak ne onu da çıkaramadım. Numarası 306. Fiyatı 2,20 tl.


4 Nisan 2013 Perşembe

Öğrenci İnsan Ne Yer #4 (Salata)

Salata


Ben ve benim bütün arkadaşlarım ' yaban ellerde ' yemek yiyememekten şikayetçiyiz. Salatanın yüzünü zor görüyoruz. Ankara' ya gidip geldiğim zamanlarda marulu ıspanağı çiğ çiğ bir hafta hiç bıkmadan yediğimi bilirim. Demek ki bünye limon istiyor diye düşünüyordum. Belki de kültür gereği salata istiyoruzdur.

Salata Türk Mutfağında bence çok büyük bir paya sahip ama gelişen dünyanın koşullarında salatayı unutuyoruz. 

Okulumuzda (Eskişehir Osmangazi Üniversitesi' nde okuyorum) yemekhanemiz var.(!) Kalitesi sorgulanır. Yaptıkları salatayı yiyebilmeniz için survivor ' da yaşamanız gerek. Orada bile olsanız mideniz almayabilir. Sebzelerin iyi yıkanmadığı çok açık belli oluyor haliyle bizde yiyemiyoruz.

Yaz da geliyor. Baharın başlangıcıyla güzel domatesleri de gördük. (Oturduğum yerde güzel sebze satan pek fazla yer yok. Marul falan bulamıyorum.) Evde olan salatalık malzemelerimizle biz de evimizin salata mevsimini açmış bulunuyoruz. 

Bol limonlu az yağlı salata yemeklerle iyi gidiyor. 

Eğer siz bulabiliyorsanız marullu ıspanaklı salata da yapın benim yerime yiyin.

Afiyet Olsun :)

2 Nisan 2013 Salı

Öğrenci İnsan Ne Yer #3

GEVREK


Çay içiyoruz ama yanına muhakkak atıştırmalık bir şeyler istiyoruz. Çayın yanında ağzımızı doldursun mideyi de yatıştırsın diye atıştırmalıkları çok seviyoruz. İşte onlar için güzel bir örnek. Süper marketlerde satılan bu tarz gevrek ve kurabiyeler çay ya da kahve molalarımızın ders atıştırmalıklarının baş tacı.


Buyurun Afiyet Olsun.


1 Nisan 2013 Pazartesi

Star Wars



Akşam akşam oje desenlerine bakarken ev arkadaşımla bu deseni yapmaya karar verdik. Daha önce görüp çok beğenmiştik bizde yapalım dedik. Arkadaşımın elleri üzerinde yaptım. İlk denemem için bence iyiydi. :)

Kullandığımız ojeler şöyle ;

Flormar Matte M02

Flormar Nail Art NA01

Cute Polish ' e bu güzel tasarım için teşekkürler. :)



Not: Bizim klonlarımız biraz sorunlu biri şaşı, biri büyük dudaklı, birinin alnı geniş ama idare edin :D